yıldız ışığı, kanatları kar gibi beyaz, gece göğünü aydınlatıyor. beni alacak mısın? sana ulaşabilir miyim? aşkın yankılanan sesi, kalbimin okyanusuna dalgalar gönderir. bir zamanlar uçsuz bucaksız olan bir uçurum şimdi, yazlık suları barındırıyor. güneş ışığıyla dolu sözlerin; en acı verici düşünceleri uzaklaştır. tatlı sesin notaları gibi, boş odada yankılanır. kalbimin ritmik atışı, bir saatin tiktakları gibi. onu duyuyorum, hissediyorum. ona ihtiyacım var. ey parlak kanatların taşıyıcısı; daha yükseğe tırmanmaya devam ediyorum; daha çok çalışmaya, yaşamaya. devam et, daha uzun durmaya devam et. seninle uçacağım; sana ulaşacağım; ve sana dokunacağım; bana dokunduğun gibi.
her zaman midemi bulandırıyorsun, iç organlarımı bir yumruk gibi sıkıştırıyorsun, bağırsaklarımı söküp çıkarmak istememe sebep oluyor. tüm iğrençliği boğazlarımdan çıkıyor. dudaklarımı kuru tutuyorsun, çatlakları arasında kan gölü bulunduruyorsun. rüyalarımda ölülerle konuşmaktan, sadece onlarla rüyalarımda sohbet etmekten çok yoruldum. sanki çatlamış dudaklarım yerinden çıkıyor, parmak uçlarım iğneleniyor, tenim buz tutuyor, soğuktan yanıyor. büyük düşüncelerim küçük parçalar halinde yırtılıyor, şiş gözlerle yırtıklarından dikiyorum, gece boyu üstümden hiç atmayacağım yıldızlı battaniyem oluyor. buz tutan ellerimden koruyor. bir şeyin bittiği yerde başka bir şeyin başladığı döngülerden nefret ediyorum. bitene kadar bundan nefret ediyorum, başlayana kadar bundan nefret ediyorum. saatimi beni sahteliğe uyandırması için ayarladığım dakikaya gelmesini beklerken onu izlemek beni çok hasta ediyor. zihnimin içini tik takları dolduruyor. ama hiçbir şey asla bitmiyor, sa...
Yorumlar
Yorum Gönder