bilinmeyen bir şeyin bitmek bilmeyen arayışı

her zaman midemi
bulandırıyorsun,
iç organlarımı bir yumruk gibi sıkıştırıyorsun,
bağırsaklarımı söküp çıkarmak istememe sebep oluyor.
tüm iğrençliği boğazlarımdan çıkıyor.
dudaklarımı kuru tutuyorsun, çatlakları arasında kan gölü bulunduruyorsun.

 rüyalarımda ölülerle konuşmaktan,
sadece onlarla rüyalarımda sohbet etmekten çok yoruldum.

sanki çatlamış dudaklarım yerinden çıkıyor,
parmak uçlarım iğneleniyor, 
tenim buz tutuyor, soğuktan yanıyor.
büyük düşüncelerim küçük parçalar halinde yırtılıyor,
şiş gözlerle yırtıklarından dikiyorum,
gece boyu üstümden hiç atmayacağım yıldızlı battaniyem oluyor.
buz tutan ellerimden koruyor.

bir şeyin bittiği yerde başka bir şeyin başladığı döngülerden nefret ediyorum.
bitene kadar bundan nefret ediyorum, 
başlayana kadar bundan nefret ediyorum.
 saatimi beni sahteliğe uyandırması için ayarladığım dakikaya gelmesini beklerken onu izlemek beni çok hasta ediyor.
zihnimin içini tik takları dolduruyor.
ama hiçbir şey asla bitmiyor, sadece başlıyor,
tekrar tekrar
kafamda tekrar ediyor,
kalbimi ve beynimi döndürüyor, 
asla bitmiyor, 
kontrolu benden alıyor.
bundan sonra,
sadece dudaklarım hemen dikiliyor,
ve
kanlı ipli ağzım sırıtıyor.
 soğuk vücudumda gözlerim ve düşüncelerimden başka hiçbir şey bana ait olmuyor.
sanırım gözlerimi de oymak istiyorum
ama bunun için ele ihtiyacım var.
sanırım buna asla sahip olamayacağım.
sanırım bu sahteliğe göz yumacağım,
sessizce ve aptal bir sırıtmayla.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

başlıksız

başlıksız